2009-08-26

daha karpuz kesecektik

Yazacak cok sey birikti de, vakit az. Isler cok, misafirlerin ardi kesilmedi, son parti bugun gidiyor. Henuz fotograf makinesindeki tatil resimlerini bile bilgisayara yukleyemedim.
Ama dun aksamki olayi unutmadan yazmam lazim.

FX’teki IndoChine’e goturduk misafirlerimizi, cok hos bir ortamda, harika bir yemek yedik. Cikista, arkadaslardan biri, yedinci kattan zemine inen dev kaydiraktan kaymak istedi ve kaydi. Onun cigliklarina, inerken yamulup karizmayi dagitmasina yuksek sesle gulerken, yanimizdan Turkce konusan bir aile gecti. Ortak dili ilk farkeden cocuklar oldu tabii ki. Hemen sohbete basladik,Turkiye’de yasiyorlarmis, cok sevimli bir aileydiler. Endonezya’li bayan civil civil, pozitif, guler yuzlu, tatli Turkce’siyle bize Turkiye’de yasadiklarini, tatil icin iki aydir cocuklarla Jakarta’da olduklarini, Turk esinin ise yeni kendilerine katildigini anlatti, ve hatta ayak ustu bize Jakarta etrafinda henuz gitmedigimiz gezilecek yerleri listedi bir bir.

“Sevdiniz mi burayi?” diye soru. “Cok sevdik” diyince “bu sevmedi, kalmak istemedi burada” dedi buruk bir sekilde kocasini gostererek. Ama sonra hemen tekrar neselenip kocasina takildi “bak, sevmisler burayi, gordun mu?” diye. Konunun uzamasindan endiselenen adamcagiz, apar topar “hoscakalin” deyip uzaklasti.

Daha sohbet edecektik halbuki, belki hafta sonu gorusurduk. Endonezya’li bayanin konustugu harika Turkce ve pozitif enerjisi beni o kadar sersemletmisti ki, kendime gelip telefonlarini isteyemeden ayrildik…

2009-08-13

Homoobezitus

Seri uretim yapan hazir giyim firmalari icin, urettikleri urunlerin olculeri ve alacak kisinin ustundeki gorunumu cok onemlidir. Cunku yaptiklari sinirli sayidaki bedenin, pek cok farkli vucuda uymasi gerekir. Hangimiz ustumuze oturmayan birseyi alir, giyeriz ki?

Bir giysinin ustumuzdeki durusunu begenmemizde ise iki faktor rol oynar. Birincisi giysinin olculerinin, bizim vucut olculerimizle olan uyumu. Ikincisi de, bizim giysinin ustumuzde nasil durmasini istedigimiz, yani kisisel tercihlerimiz ama bu yazida bundan bahsetmeyecegim.

Insanlarin vucut olculeri hakkindaki en son arastirma ve analiz, erkekler icin 1940’ta, kadinlar icin de 1994’te yapilmis. Gunumuze dek, vucut olculerinin oldukca degistigini farketmis hazir giyim devleri. Klasik serileme kurallarina gore beden genislerken, boy da uzar oysa, gunumuzde sisman insanlarin cogunun boyu kilosuyla orantili uzun degil. Bu yuzden, asiri sisman insanlar, kollari dirseklerinden asagi sarkan, etek boyu dizlerine uzanan t-shirt’lerle gezmek zorunda kaliyorlar.

Boyutlar, Amerika ve Avrupa kitalarinda enine genislerken, Asya’da daha farkli bir gelisme gostermis, boylar uzamis. Eskiden citi piti, minicik olan Asya’lilar, sut ve sut urunlerinin yayginlasmasiyla daha uzun boylu olmaya baslamislar. Fast food zincirleri Asya’ya girdikten sonra, bu bolgede de obezite artmis. Batililar kadar yaygin olmasa da, burada da cok buyuk bedenler talep gormeye baslamis.

Bir baska yanilgi da, cocuk kafalarinin boyutu ile ilgili cikti. Tekstilin icinde olanlar bilir, cocuk giysilerinde en onemli, en hassas olcu yakadir. Hem omuzundan dusmeyecek kadar acik olmayacak, hem de kafadan rahatca gececek kadar esnek ve genis olacak. Zordur dogru ayari yakalamak. Uluslararasi firmalar ise, Asya cocuk urunlerinin yaka acikligini hep daha buyuk olculerle yaparlar. Cunku hep sanilan, Asya’li cocuklarin kafalarinin, Batili cocuklardan buyuk oldugu idi. Oysa, simdi ortaya cikti ki, kafalarin kesit alani aslinda ayni. Onden gorunuste Asya’li cocuklarin kafasi genis, ama yandan basik. Batili cocuklarin ise onden dar, ama arkaya dogru Asya’lilardan daha genis. Yumurta kafa yani.

Iste butun bunlari farkeden hazir giyim devleri, su anda haril haril insanlarin yeni vucut olculeri hakkinda arastirma yapiyorlar. Sonuclari buyuk ihtimalle, yeni urunler piyasaya sunuldugunda yani, muhtemelen 2011 yaz sezonunda goruruz. 2011’de alisverise gittiginizde, bir anda kendinizi 36 beden giyiyor bulursaniz sasirmayin. Sisman insanlar ve sismanlara kiyafet ureten firmalar icin ise, yeni bir donem baslayacak sanirim. Sismanlar kendilerine uygun giysileri daha rahat bulurken, simdiye kadar buyuk bedenlere yonelik uretim yapan firmalarin isi zorlasacak. Onlar da simdiden onlemlerini alip, uzun vadeli stratejilerini belirleseler iyi ederler bence.

2009-08-05

Lara her zamanki gibi cok erken uyandi bu sabah. Ben banyodayken, kasla goz arasinda Arda'nin basina gidip onu da uyandirdi. Arda uykusuna duskun, rahat birakilirsa Lara'dan yaklasik iki saat gec kalkabilir sabahlari. Lara'yi kovalayip, biraz daha uyutmaya calistim ama benim de fazla vaktim yoktu, o yuzden uyumadi, kalkti.

Once buzdolabini acip kahvaltida makarna yemek istedi. Bakicisi "hayir" dedigi icin cok kizdi. Aslinda yogurtlu yada peynirli makarna yiyebilirdi bence ama zaten bakicinin otoritesini cok zor tanidilar, bir de ben sarsmayayim diye sesimi cikarmadim. Cok da takilmadim olaya, cunku biliyorum ki Arda, karni acikinca ne bulursa yiyen tiplerden. Bakiciya sigara boregi kizartip masaya birakmasini, acikinca kendi kendine yiyecegini soyleyip olayi gecistirdim. Onlar da odaya giyinmeye gittiler.

Bu arada Lara'dan izin alarak, ofise ayran goturmek icin Lara'nin kapakli plastik bardagini kullandim. Kapidan cikarken once bana el sallamak icin ortaligi ayaga kaldirdi Arda. Kosarak geldi, tam onu operken elimde Lara'nin bardagini gorunce bu kez bardagi evde birakmam icin aglamaya basladi. Lara gelip, "ben izin verdim Arda'cim, aksam getiricek" falan dedi ama... Arkamda aglayan, mutsuz, uykusunu alamamis bir cocuk birakip ciktim, ise geldim istemeye istemeye.

2009-08-02

Ortada Sıçan

Bugün hep birlikte havuza girdik. Bir süre çocuklarla oynadıktan sonra, biz üç deve, pardon yetişkin, şişme topla voleybol oynamaya başladık. Arda bizim oyunumuzun dışında kalmaktan hiç etkilenmedi, hemen kendi kendine oyunlar bulup oyalanmaya başladı. Ama Lara, bizim onun oynayamayacağı bir oyun oynamamıza çok bozuldu. Önce benim yanımda durup katılmaya çalıştı ancak ben topa vurmak için zıpladıkça bir kaç kez su yuttu. Sonra bir iki kez ona top attık, vuramayınca daha da bozuldu. Daha fazla üzülmesin diye Tunç ona 'Hadi sen oratada sıçan ol, bizim attığımız toplara vurmaya çalış' dedi. Lara da ağlamaklı bir şekilde bağırdı 'Ama ben sıçamam kiiii'

Koptuk tabii ki. Bir iki dakika konuşamadık gülmekten.