2009-10-29
Organize isler
Yapilacak is ve alisveris tablosunu iki hafta once hazirladim. Tahmini TAKT zamanlarini, yaklasik bir hesaplama yontemiyle belirledim. Buna gore gecelere boldum isleri. Neyin ne zaman, ne kadar surede yapilacagi belli. %70 verimlilikle yaptim hesaplarimi ki, acemilik, cocuk, uyku, plansiz aktiviteler, acil durum gibi faktorleri de hesaba katmis olayim. Simdilik hersey yolunda gidiyor. Bir tek bu geceki balo isimi bozacak sanki ama onu da az uykuyla hallederim gibi.
“Happy Birthday Lara” suslerinin kartona pastal dizilisini yaptim dun aksam. Pastal verimliligi cok yuksek oldu. Bir de kesme islemi icin KAIZEN yaptim, duz kenarlari karton kenarina ve birbirlerinin yanina denk getirip, kesme suresini %54 azalttim. Hahayt, superim! Kalan kartonlardan baska susler yapabilirim ama bunu master uretim planina dahil etmemistim. Bakalim verimliligi arttirip, buna kapasite yaratabilecek miyim? Gorecegiz…
Aslinda ben eskiden boyle degildim. ITU’de gecen 4 senenin ardindan boyle oldum.. Evet, efendim muhendisim sadece, kesinlikle kafayi yeme durumu yok. Askolsun yani…
Pek cok kisi icin birsey ifade etmeyen bir yazi oldu ama 8 saatlik bir yalin uretim denetimine maruz kaldim dun, etkiler bunyeden hemen atilmiyor, ben n’apayim? Radyasyondan beter vallahi.
Bu sarkiyi, pardon yaziyi yalin uretim egitimlerine ve denetimlerine saatlerini, gunlerini adayanlara ve cocuklarinin dogum gunu partilerini, minik meleklerini mutlu etmek icin en guzel sekilde kutlamaya calisan butun annelere adiyorum. Ozellikle de benim dogum gunum icin, Demirel doneminde yag ve seker kuyruklarinda bekleyip, yoktan pasta var eden kendi anneme.
2009-10-26
Emziren anne seksi mi?
Bebekler, burada boyundan capraz baglanmis uzun bir kumas parcasinin icinde tasiniyor hep. Bir donem Hollywood unlulerinin meshur ettigi sling’in gercek, ilkel versiyonu. Bazi yerlerde annenin tek memesi acikta, emzik gibi bebegin agzinda oluyor surekli. Karni acikinca doyuruyor, sakinlesmek istediginde emzik gorevi goruyor. Bizim sokakta bile, bebegini emziren anneler gordum. Sokak derken, basbayagi sokagin kenarina sandalye koyup, oturup emzirenlerden bahsediyorum.
Bunu ilk baslarda ilginc bulmustum ve Musluman bir ulke icin tezat oldugunu dusunmustum. Ancak halki tanidikca, onlar hakkinda daha fazla bilgi edindikce, ustlerine yapistirmaya calisilan bagnazligin, onlarin tarihi ve dogasiyla hic uyusmadigini daha iyi anladim. Adalarin bazilari kesfedildiginde insanlar cirilciplak surduruyorlarmis hayatlarini. Sonradan kabullenip, girmisler giysilerin icinde. Kadinlarin toplumda agirbasli, sessiz sakin olmasi gibi beklenti hic olmamis. Istedikleri kadar gurultulu gulebilir, erkeklerle rahatca sakalasabilirlermis ki bu hala boyle.
Simdi de kadinlar belediye otobusu gibi kalabalik, topluma acik yerlerde, acikca bebeklerini emzirmeliler mi diye tartisiliyor. Sanirim buyuk cogunluk bunun cok dogal birsey oldugunu dusunuyor ki, negatif birsey henuz okumadim da duymadim da. Anne ustune bir ortu alsin mi, almasin mi diye tartisanlar var. Ortuye gerek olmadigi, emzirmenin son derece dogal bir olay oldugunu savunanlar var.
Benim bebeklerimi cok garip yerlerde emzirdigim oldu, ancak bir kez Kas’ta meydandaki cay bahcesinde oturuyordum. Sanirim yanimda tasiyamayacagim birseyler, yada birilerinin cantalari vardi ki kalkamiyordum oradan. Lara’nin da karni cok acikmis, avaz avaz aglamaya baslamisti. Hicbir sekilde susturamayinca ustumu ve bebegi ortup, orada emzirmek zorunda kalmistim. Kas gibi bir yerde bile, insanlarin bakislari beni cok rahatsiz etmisti. Umursamadim ve emzirmeye devam ettim ama, o ortunun varliginin tartismasinin Turkiye’de yapildigini hayal bile edemiyorum ne yazik ki. Dunyanin diger yerlerinde bakis nasildir hic bilmiyorum ama belediye otobusunde bebegini emzirip, kendisine bakan erkekleri “Kendi isine bak!” diye azarlayan Endonezya’li kadinlarin cesaretine ve ozguvenine saygi duyuyorum.
Umid ediyorum ki kadinlar ve cocuklar, herkesle esit hakka sahip bireyler olarak toplumdaki yerlerini alirlar en kisa zamanda ve bu tur tartismalarin yerini “slip mayo giyen erkekler cekici mi?” tarzinda baska anlamsiz konular alir… Ama ne yaziktir ki, bu hakkin kendilerine verilmesini bekliyorlar, cocuklar zaten mucadele edemiyor, peki ya biz kadinlar?
2009-10-23
Tropik Meyveleri Tanıyalım - 2
Ben çok seviyorum, çok sulu, bazan hafif mayhoş, ferahlatıcı bir lezzeti var. Keskin, iç bayıcı kokular ve tatlar içermiyor. Kesilmemiş hali Amerikan futbolu topu şeklinde, kesilince yıldızlar çıkıveriyor ortaya. Sihirli bir meyve yani..
Bu salak. Zeka katsayısıyla bir ilgisi yok, meyvenin adı salak. Dışı yılan derisi gibi sert, ince, gevrek bir kabukla kaplı. İçinden yine kıtır kıtır ama son derece hoş kokulu bir meyve çıkıyor. Ben çok sevmedim ama Lara bayılıyor.
Bu da passion fruit. Dışı sert bir kabukla kaplı. İçinden keseler çıkıyor, bu keselerin içinden de ortasında çekirdek olan başka minik keseler. Matruşka gibi bir meyve bu da. Tadı bence tam olarak Haribo ayıcıklarının en açık renkli olanıyla aynı. Çok şekerli, harika aromalı, insanın damağına şenlik yaptıran bir lezzeti var.
Meyvelerin boyutu hakkında fikir vermesi için meyve sepetimin de resmini ekliyorum. Evet en kenardaki altın değerindeki narımız. Diğerleri değişik çeşitlerde mangolar. Özel mango dosyası en yakında!
2009-10-22
Bir Maymunun Otoportresi
Lara'dan Halloween'e hazırlık, pardon otoportre çalışmaları. Bunları çektiğinden haberim bile yoktu, kendi resmini çekip kadrajı bu kadar iyi ayarladığı için tebrikler.
2009-10-20
Insanlik icin kucuk, bizim icin buyuk adim
Simdi sirada kaka olayini halletmek ve portatif lazimliga alistirmak var bu minik adami. Yine yanimda koca cantayla gezme devirleri basladi demek oluyor bu. 3-4 tane yedek giysi ve hatta yedek ayakkabi, portatif lazimlik, bol islak mendil, bos plastik poset... ay, darladim bir an...
2009-10-19
Lara'ya mektup - 2
Dun yanima geldin ve gozlerini kocaman acarak anlatmaya basladin:
Anne, Sumatra’da deprem oldu ve orada yasayan cocuklarin evleri kirildi. Butun oyuncaklari, esyalari, yiyecekleri de o evlerin altinda kaldi. Onlar simdi kendilerini cok kotu hissediyorlar, o yuzden yardim etmemiz lazim. Cunku herkes ayni, herkesin burada kalbi var. Onlarin kendini iyi hissetmesi icin, bizim simdi onlara bakmamiz lazim.
Gozlerim doldu, hemen kalktik evde sagda solda kalmis butun bozuk paralari, para ustlerini toplayip bir torbaya koyduk. Torbanin agzini kurdeleyle baglamak istedin, cocuklar sevsin diye. Hemen guzel saten bir kurdele bulup bagladik.
Canim bebegim, cok onemli bir bilince ve bilgiye sahipsin su anda. Herkesin ayni oldugu gerceginin farkina varmak, insanlarin kendini birbirinden farkli ve ozel hissetmek icin kurulmus mevcut duzen icinde hic de kolay bir is degil. Bu degerleri, bilinci ve duyarliligi kaybetmemen icin elimden geleni yapacagim.
Sonra soyle bir sarki mirildanmaya basladin:
We are drops, we are drops, of one ocean
We are leaves , we are leaves, of one tree
Seni cok seviyorum.
2009-10-15
United Nations Günü
Ancak bu kez başka bir heyecan vardı bizim için. Bu yıl okulunda kendisinden başka Türk öğrenci olmadığı için, bayrak taşıma görevi Lara'ya aitti. Bahçede yapılan bayrak geçidinde ve kapalı salondaki bayrak töreninde bayrağımızı taşıyacaktı. Bayrak taşımak için çok küçük olduğundan, kendisine yardım etmesi için büyük sınıflardan bir abla görevlendirilmişti.
Daha ilk baştan bu işi yapmak için büyük bir istek ve çaba gösterdi. Provaya gitmek için arkadaşının doğum günü partisini kaçırmayı göze aldı. Bugün ise sınıfından, arkadaşlarından, öğretmeninden ayrı olmayı, onların yaptığı şeyleri kaçırıyor olmayı hiç umursamadı. Kavurucu güneşin altında sesini çıkarmadan sıranın Türkiye'ye gelmesini bekledi.
Sonra üstüne sınıfına gidip, bir de oradaki gösteriye katıldı.
Ve sonra farklı kültürlerin yiyebileceğimiz en güzel, hepsi ev yapımı yiyeceklerinin tadına bakmak için parti odasına gittik. Sanırım en milliyetçi sunum benimkiydi ama elilmde değil. Türk menüsü ayran, patatesli minik gül börekleri ve sakızlı lokumdan ibaretti.
2009-10-12
Tropik Meyveleri Tanıyalım - 1
JAMBU
RAMBUTAN:
Bu da çok lezzetli bir meyve ama tarifi zor. O yüzden etimolojisiyle ilgili bilgi vereyim. Rambut, saç yada kıl demek. Bu meyvenin adı saçlı yada kıllı yani. Bunlar da bizim bahcedeki agactan.
Bu arada, bu meyve agaclari bizim agaclarimiz gibi tirmanilacak boyutta ve sekilde degil. Koskocaman agaclar ve dallari insan boyunun cok ustunde bir yerde cikmaya basliyor govdede. Gerci burada ozel bir teknikle palmiye agacina bile tirmaniyorlar ki o da ayri bir yazi konusu olur ama bizim yapabilecegimiz bir is degil. O yuzden bambudan bir sopanin ucuna basit bir kanca takarak yapilan bir sopayla topluyoruz meyveleri. Yoksa kendi kendine yere dusenler genelde sincaplar ve kuslar tarafindan didiklenmis yada fazla olgunlasmis oluyor.
Devamı gelecek...
DYYYSOKKO
Imza: Dogustan Yemek Yapma Yetenegine Sahip Olmayan Kadinlar Kurtulus Orgutu
2009-10-09
Boyfriend !
S: Kim Lara’cim?
L: Sahan. Hep benimle oynamak istiyor, ben de Sahan’i cok seviyorum
S: (nefes, nefes, gulme) Lara’cim, arkadaslarini sevmen cok guzel ama “boyfriend” daha farkli birsey. Sevdigin arkadasin boyfriend’in olacak diye birsey yok. Cok sevmenin disinda asik olman lazim, bu kisinin senin icin cok cok ozel olmasi lazim. Bak biz babanla birbirimize asik olduk, sonra o benim boyfriend’im oldu, butun hayatimizi birlikte gecirmek istedik ve evlendik.
L: tamam, ben de Sahan’a asigim, ben de Sahan’la evlenicem. Ama Jack’le de evlenebilirim
S: (Sahan ne bicim isim yahu? Adinda meymenet yok bi kere bu cocugun. Jack’e de birsey demedik gecen sene minicik birsey diye ama..) Bence sen daha cok kucuksun asik olmak icin, evlenecegin kisiye karar vermek icin. (aslinda asik olmanin yasi var mi? hangimizin cocukluk aski olmadi?) Daha karsina bir suru insan cikacak. Istersen sen simdi cok iyi arkadas ol, buyuyunce karar verirsin kiminle evlenecegine. Ne dersin?
L: bence de, cunku Max’le de evlenebilirim.
S: ….???...
Resim Lara'dan...2009-10-05
Hos gelismeler, yeni arkadasliklar
Sanirim iki ay onceydi, bir arkadasimiz bizi yemege davet etti. Davetliler arasinda Malezya’li bir ciftle tanistik ve bizim Turk oldugumuzu ogrendiginde, “aa, benim yeni mudurum Turk” diyerek aile hakkinda kisa bir bilgi verdi ama o gece telefon alisverisi yapilmadi nedense. Daha sonra Tunc ayni adamla tesadufen Starbucks’ta karsilasti ve bu kez telefon numarasini aldi. Hemen arayip tanistik, o hafta sonu birlikte kahvalti ettik. Cocuklar hemen kaynastilar, tabii ki biz de.. Hatta bayramda Bali’de de birlikte kisa bir tatil yaptik.
Bu esnada H&M’de calisan baska bir Turk bayan oldugunu ogrendim. Hemen bizim imalatcilardan biriyle temasa gecip, bu bayanin da telefonu alarak tanistik. Iyi anlastigimizi simdiden gonul rahatligiyla soyleyebilecegim, cok tatli bir aile girmis oldu hayatimiza.
Yine ayni donemde, bir gun benim mudurum Steve gelip, yanlarindaki eve Turk bir ailenin tasindigini, minik bir bebekleri oldugunu soyledi. Telefon numaralini bilimiyordu, bu yuzden hemen kisa bir not ve telefon numarami yazip, Steve’den komsularina vermesini rica ettim. Iste ucuncu aileyle de bu tesadufle tanistik.
Dorduncu aileyle ise, Turkiye’deki bir arkadasimin arkadasi vasitasiyla Facebook’tan tanistik. Onlar da cok tatli, bizim kafa yapimizda cikmasin mi? Super!
Hemen bir e-mail grubu kurup, herkesin tanidigi ve bildigi diger Turkler’e iletmesini rica ederek, ulasabildiklerimizi en azindan sanal olarak birbiriyle baglantiya gecirmis olduk. Yukarida bahsettigim aileler disinda katilim olmasa da, bir anda cok keyifli bir grup olusmus oldu. Iki haftadir firsat buldukca gorusuyoruz. Cumartesi gunu bizim evde Turk usulu mangal partisi yaptik. Acili ezmeli, rakili, patlican kebapli, fasil muzikli, bol sohbetli. Inanilmaz keyif aldik. Pazar gunu yine hep birlikte Cafe Batavia’daydik. Isin guzeli, cocuklar o kadar guzel anlastilar ki, biz rahatca oturup sohbet edebiliyoruz.
Burada gorustugumuz tek Turk aile, Turkiye’ye dondugunde cok uzulmustum. Yabancilarla kurulan arkadasliklarim cesitli sebeplerden bir turlu cok guclu olamadi, ayni yakinligi, ayni samimiyeti yakalayamadim. O yuzden suanda cok mutluyum. Eninde sonunda, burada da birileriyle iyi bir arkadaslik kuracagima dair inancimi hic yitirmemistim, ama birden fazla kisinin karsima cikmasi cok hos bir tesaduf oldu benim icin ve tabii ki butun aile icin.
2009-10-02
Batik kimin?
Batik’i basitce tanimlamam gerekse, cok zahmetli bir sekilde boyanmis kumas derdim. Desenler, kumasin boyanmamasi gereken yerlerini balmumuyla kaplamak ve kalan yerleri elde boyamak suretiyle yapiliyor. Kumasta kac renk varsa, her seferinde balmumu yikanip, ayni islem uygulaniyor. Tam el emegi, goz nuru yani. Bu teknik aslinda tarih boyunca pek cok uygarlik tarafindan kullanilmis ancak “batik” tanimi sadece boyama teknigiyle sinirli degil, desenler ve renkler de karakteristik ozelliklerini belirliyor. Biraz bizim kilim desenlerimiz gibi, her yorenin renkleri ve desenleri farkli. Endonezya’lilar kumasin desenine bakarak, nerede yapildigini soyleyebiliyorlar. Batik’in orijini Java adasi, zaten “batik” kelimesi de Java dilinden geliyor ve Endonezya’da resmi giysi olarak kullaniliyor. Devlet adamlari, resmi toplantilarda ceket, kravat degil en pahali batik gomlekleri giyiyorlar. Dugunlerde, onemli gunlerde mutlaka batik giyiliyor. Batik bu kadar oneme sahip gunluk yasamda yani. Bu, hikayenin “Batik” tarafi.
Hikayenin bir de politik tarafi var ki o da Malezya ve Endonezya arasinda yillardir sure gelen didisme. Aslinda eskiden Malezya ve Endonezya tek bir ulkeymis. Sonra somurgeci devletler, kendi cikarlari dogrultusunda ulkeyi Endonezya ve Malezya olarak iki ulkeye bolmusler. Malezya cok daha az topraga sahip, ve dogal olarak cok daha az turistik degere sahip bolgeye. Ancak Malezya daha zengin, daha kalkinmis. Reklama oyle bir yatirim yapiyor ki, butun dunya Malezya’yi taniyor, Endonezya’yi ise dogal afetler ve terorizm yuzunden gidilmeyecek bir yer olarak biliyor. Endonezya’daki terorist orgutun Malezya kokenli, basindakilerinin Malezya’li olmasi da, hassas iliskileri iyice geriyor.
Malezya ve Endonezya, ben buralara gelmeye basladigimdan beri surekli didisir. Seneler once bir sarki yuzunden kavga ediyorlardi. Malezya kendi reklaminda kullanmis sarkiyi, sarkici mi Endonezya’liydi, sarki mi Endonezya’dandi hatirlamiyorum bile suanda. Gectigimiz gunlerde de Pendet dansi yuzunden birbirlerine girdiler. Discovery Channel, Malezya’yla ilgili bir belgeselin tanitim klibinde, Bali’ye ait Pendet dansinin goruntulerini kullaninca ortalik karisti bir anda. Simdi de konu batik.
Bakit UNESCO tarafindan, Endonezya'ya ait bit Dunya Mirasi ilan edilince, Malezya itiraz ederek “batik bizimdir” demis. Endonezya’lilar da hemen 2.Ekim’i Batik gunu ilan etmisler. O yuzden bugun herkes batik giymis. O yuzden bir haftadir her yerde batikle ilgili aktiviteler varmis. O yuzden alisveris merkezlerinde bile cocuklara batik yaptirip, bu kulturel degerlerini yeni nesillere aktarmak icin ugrasiyorlarmis. Birkac haftadir gazeteleri elime almadigim icin haberim yoktu, ofiste de kimse soylemeyince bugun batiksiz bir ben kaldim. Gerci giyecek batik birseyim de yoktu ama, bulurdum, ayarlardim, desteklerdim bu seviyeli ve aktif tepkilerini.
Dusunmeden edemiyorum, Yunanistan baklavamizi ve lokumumuzu kendi ustune tescillerken, biz neden sadece soylenip durmakla yetiniyoruz? Neden gorkemli baklava ve lokum kutlamalari yaparak, butun dunyaya bunlarin bize ait oldugunu gostermiyoruz da sadece kizmakla yetiniyoruz?