Kıyafet olayına bu kadar kafayı takmamın sebebi aslında, davetiyede resepsiyonun camide yapılacağının yazıyor olmasıydı. Yoksa giyerim siyah elbisemi giderim ama askılı uygun olur mu, uzun mu giymem lazım, başımı örtmem mi lazım, gibilerinden bin soru geliyor insanın aklına. Gidip de orada milletin soytarısı olmak, daha da kötüsü uygunsuz kaçmak var işin sonunda. Aslında bütün iyi niyetimle kendime kebaya baktım, ancak benim beğendiğim kebayalar acayip pahalıydı. Batik desen ve renklerine zaten hiç ısınamadım. Evdeki gece koleksiyonundan birşeyler bulup giymeye karar verdim.
Neyse, gün geldi, giyindim gittim. Mekan gerçekten cami bünyesinde ancak, ayrı bir düğün salonu tarzı bir yer. Gündüz camide , sadece aile ve akrabalarla birlikte dini ve resmi nikah töreni yapılmış. Bu törene ben davetli değildim ama çok geleneksel birşeymiş ve kız isteme, verme, evlendirme falan olayları temsili olarak canlandırılıyormuş. Akşam ise eş, dost yemekli bir kutlama için davet edilmiş. Bu arada düğün hazırlıkları sırasında aileler arasında biraz gerilim yaşanmıştı, çünkü arkadaşım Medan'lı, kız tarafı ise Solo'lu (Orta Java). Düğün prosedürü, giysiler, falan tamamen farklıymış. Sonunda gelin baskın çıktı sanırım, Java usulü yapmaya karar verdiler. Yani bu anlatacaklarım Orta Java düğünü. Diğer bölgelerde giysiler ve tören daha farklı olabiliyormuş.
Ben daha önce Endonezya düğününe gitmediğim için törenin ve kutlamanın nasıl olacağına dair hiç bir fikrim yoktu. Ama düğün çok mutlu, çok eğlenceli bir kavramdır benim kafamda. Düğünlerde çok eğlenilir, az yenilir, bol dans edilir, göbek atılır. Ancak bu gittiğim düğün hiç de eğlenceli değildi. Çok ilginçti benim için ve ben çok güzel vakit geçirdim ama gelin ve damat için aynı şeyi söyleyemeyeceğim.
Salona çok hoş bir dans grubu eşliğinde girdiler.
Daha sonra anneler ve babalar gelip gelin ve damadın iki yanındaki koltuklara oturdular. O koltuğa oturanın üstüne bir suratsızlık çöktü, zorla gülümsüyorlardı sanki. Tabii ki gelin hariç, o diğerlerinin tam tersi, gülümsemesini, mutluluğunu zorla bastırıyordu, belli ki mecburiyetten o da. Damat zaten stresten kaskatı kesildiği için, suratsız ifadeyi takınmakta güçlük çekmiyordu.








