2010-12-31

Şerefe !


Yeni bir yıl. Aslında zamanın sonsuzluğunda anlamsız ve sanal olsa da yeni bir başlangıç. Bütün mutsuzlukları, tatminsizlikleri, başarısızlıkları, olumsuz herşeyi geçen senenin sırtına yükleyip vicdanları rahatlatmak, yeni senede herşeyin farklı olacağına, kendimizin bambaşka bir insan olacağına inanmak için uyduruktan bir bahane. Büyük ihtimalle çoğu tutulmayacak sözler vermek için motivasyon sebebi. Yine de insana ümit veren herşey gibi çok güzel, rengarenk ve pırıltılı.

Haydi bu yılbaşı farklı birşey yapın. Kendinize tutmayacağınız sözler verip gerçekleşmeyen dileklerinize takılacağınıza
başarılarınızı düşünün ve kendinizi kutlayın. Elde ettiğiniz, emek verdiğiniz herşey için kendinizi tebrik edin. Belki birkaç fazla kilodan kurtulmuşsunuzdur, en sevdiğiniz çiçeği balkonunuzda yetiştirmişsinizdir, ilk defa ekmek yapmışsınızdır, hep dağınık olan bir çekmeceyi düzenlemişsinizdir belki... Küçük, büyük, bütün başarılarınızı düşünün, bir sürü şey olmuştur eminim içinizde, dışınızda, hayatınızda. Haydi hepsini kutlayın bu akşam. Bu gece sizin geceniz olsun, çok gülün, çok eğlenin, ümit dolsun içiniz.

Herkesin yeni yılı kutlu olsun, sofralarından kahkahalar eksik olmasın.

2010-12-30

Su Urunleri Anketi

Tatilden bomba gibi dondum, en kisa zamanda yazacagim. Ancak once sizlerin yardimi gerekiyor. Sualti Urunleri Fakultesi'nde ogretim uyesi olan bir dostum bir anket calismasi ile, su urunleri icin kullanilan bazi teknolojilerin universite mezunu kesim arasinda ne kadar tanindigini belirlemeye calisiyor. Asagidaki linkte de bulunan anketi doldurup, en sonda yer alan "anketi gonder"i tiklarsaniz, bilgiler gerekli yere ulasacak ve bu arastirma icin cok yararli olacak.

Ben anketi tamamladim ve bilmedigim pek cok gida isleme teknolojisi oldugunu gordum. Haberim bile yoktu dogrusu bazi proseslerin nasil oldugundan, saglik icin zararli olup olmadigindan ki bu konuda oldukca merakliyimdir. Cogunuzun yemek duskunu, hatta yemek blogu sahibi oldugunu dusunursek, sizin de ilginc bulacaginizi dusunuyorum.

Yardiminiz icin simdiden tesekkur ederim.

http://suurunleri.istanbul.edu.tr/anket.html

2010-12-22

Kapalıyız

Sipadan'a kadar gittim, dalıp geleceğim.

2010-12-16

Jakarta Trafiginin Super Kahramanlari Ozel Dosyasi – Bolum 1

JOKI


Jakarta’nin dillere destan bir trafigi var. Istanbul trafigini oldugu gibi, icindeki butun arabalar, minibusler, taksiler ve otobuslerle birlikte alin. Metrobus, tramvay, vs gibi butun rayli tasit araclarini cikarip, bunlari sadece sehrin disindan, icine gelmek icin kullanin. Otobus, minibus duraklari icin yapilan butun cepleri iptal edin, herkes yolun ustunde hatta ortasinda dursun. Yollardaki butun alt ve ust gecitleri kaldirin, hersey yoldan direk sapmalar ve u donusleriyle olsun. Simdi bir de araba sayisindan biraz daha fazla motorsiklet ekleyin. Daha bitmedi, senenin 50-60 gunune siddetli yagmur ve arabanin yarisina kadar yukselen sular yuzunden kapanan yollar ekleyin denkleme. Bir de bizim okuzlerin “kadin sofor” diye nitelendirdigi, yavas, agir tepkili soforleri ekleyin, hani donerken iki seridi birden kaplayan, herhangi bir manevra yapmak icin 10 dakika dusunup, 15 dakika da arabayla ugrasan tipler var ya, hah iste suruculerin yuzde 90’inin onlarla degistirin. Iste size Jakarta trafigi. Abartiyorsam yada atladigim yerler varsa gelenler, burada yasayanlar duzeltsin lutfen.

Bu trafik sorununa cozum olarak is merkezi olan Kuningan bolgesinde “1’e 3” uygulamasi var, yani sabah 7-10 ve aksam ustu 4-7 arasi bir arabada sofor dahil en az 3 kisi bulunmasi sarti var. Olmuyorsa ya arka yollardan trafige girip gideceksin evine, yada uygulama saatinin bitmesini bekleyeceksin. Ama ben rahatimi bozamam, arkadan falan kirk saatte gidemem, isim gucum var, oyle saatlerce bekleyemem, ama keyfime de cok duskunum, arkadaslarimla falan sozlesip, ayarlayip car pool yapacak halim hic yok diyenlerin imdadina super kahraman yetisir: JOKI.

Joki’ler Kuningan bolgesine cikan butun yollarda, yolun kenarinda beklerler. Onunde duran aracin on koltuguna otururlar (burada arka koltuk makbul, onu da sonra anlatirim artik), mutlaka emniyet kemerlerini baglarlar. Gidecegi yere varan arabadan inerler ve 1 dolar alirlar. Boylece keyfine duskun arkadaslar, arka koltukta gazetesini okuyup, kahvesini icip isine gucune gider, hem de ekonomiye katkida bulunur, “1’e 3” uygulamasi bir anda “3’un 1’i” ne donusuverir. Arabadan inen Joki’ler, otobusle tekrar bekledikleri yere donerler ve uygulama suresince gidip gelip dururlar ve mumkun oldugunca cok para kazanmaya calisirlar. Bazilari bebekleri yada kucuk cocuklariyla beklerler, bunlar iki kisi sayildiklarindan tek basina arabasini kullananlara eslik eder ve 2 dolar alirlar. Jokilerin cogunun yeri bellidir. Soforler de bilmedikleri, tanimadiklari jokileri almak istemez, oyle kolay kolay joki begenmezler. Jokinin yaslisi, bayan olani, eli yuzu duzgun olani, az konusani makbuldur.

Joki uygulamasi yasal olmadigindan polise caktirmadan alip birakmak gerekir. Bazan polis jokilerin bekledigi yerlere baskin yapar, bir kismini toplar goturur, kalanlar da duvarlarin arkasina, sokak aralarina saklanir. Her yolun joki saklanma yeri de bellidir aslinda. Bazi sabahlar bakariz yolda hic joki yok, bir insaat kapisinin onunde yavaslariz, siradan bir jokiyi hop diye arabaya atar, yolumuza devam ederiz. Joki alirken yada birakirken yakalanan soforler ise ya efendi gibi cezasini oder, yahut polisle sigara parasi (uang rokok) pazarligina girer. Artik kim daha yuzsuzse, ona gore belirlenir ucret, belli bir tarifesi varsa da ben bilmiyorum.

Her yol kenarinda bekleyen joki mi peki? Tabii ki degil, otobus bekleyeni var, karsidan karsiya gecmeyi bekleyeni var, musteri bekleyeni var. Jokiler isaret parmaklarini kaldirarak beklerler, neden yol kenarinda beklediklerini acikca ifade ederler bu sekilde. Gunde iki kez, hic tanimadigi biriyle, kendi arabasinda yolculuk yapmak Jakarta sakininin gununde siradan bir durum haline gelmistir.

Iste boyle… Nerden esti bu yazi derseniz, bu sabah joki aldiktan 50 metre sonra polis durdurdu ve jokiyi arabadan indirdi. Bize bulasmadi, adama ne oldu bilmiyorum. Biz 50 metre sonra bir joki daha aldik ve ilerdeki polis tam arkasi donukken olay gerceklestigi icin ikinci kez yakalanmadik. Yarin sabah ne olur bilmem, jokilerin nesli tukenmeden yaziyi yazayim dedim ben de.

2010-12-10

Hikaye




Genelde klavyenin başına oturup yazmaya başladığımda yazının başlığı kafamda şekillenmiştir çoktan. Ancak bu kez uygun başlığı bulamadım. Komik mi, hazin mi, karizmatik mi, esrarengiz mi yoksa ilginç mi bilemedim yazacağım hikaye. O yüzden sadece hikaye diyorum bu yazıya, yorumu size kalmış.

Bundan 2,5 sene önce Endonezya'ya taşınan bir Türk aile (biz, daha doğrusu Tunç ve ben), otobüslerin üstünde, otobüs duraklarında, sağda solda, heyerde gördükleri bir enerji içeceği reklamıyla çok eğlenirler. Bu aileyi ziyarete gelen Türk konuklarun da hemen dikkatini çekip, eğlencesi olur bu reklam. Bu kadar komik bulunmasının sebebi ise enerji içeceği mi, kocakarı ilacı mı olduğu anlaşılamayan ürünün adının Kuku Bima olmasıdır.

Mart 2010'da bir grup blogger kendi aralarında komik ilaç isimleriyle dalga geçerken Kuku Bima yine gündeme gelir. Nedense Kuku Bima hep gündemde, gözümün önündedir, hala da öyle. Otobüslerin bir tarafında yaşlı mı yaşlı bir adamın resmi, diğer tarafında ise vücut şampiyonu Ade Rai'nin fotoğrafı olan, bugüne dek pek anlam veremediğim bir reklamları var. İlacı içince seksenlik amca Ade Rai gibi aslan mı kesiliyor diye dalga geçilmişliği var.


Yaşlı amcanın hikayesini bugün öğrendim. Maridjan Gaul adındaki bu adam Merapi yanardağının bekçisiymiş. Görevi yanardağın ruhlarıyla iletişim kurup çevrede yaşayan halkın zarar görmesini engellemek, kızdıklarında ruhları sakinleştirmek, gerektiğinde onların mesajlarını insanlarla paylaşakmış.

Maridjan Gaul, 2006 yılında Merapi hareketlendiğinde 'patlamayacak' demiş ve gerçekten de Merapi tam olarak patlamamış, sadece kül ve gaz püskürtmüş. İşte bu olay ülke çapında bir anda ünlü olmasına sebep olmuş. 79 yaşında olmasına rağmen ceylan gibi sekerek hergün koca dağın tepesine çıkıp inen yaşlı adamın Kuku Bima reklamının yıldızı olması da bu olay üzerine olmuş.

2010 yılında Merapi hareketlendiğinde 'patlayacak' demiş. Patlayacağını bildiği halde görevinden ayrılmayı reddedip son ana kadar elinden geleni yapmak için yanardağın başında kalmış. Ekim 2010'da kızgın küllerin altında kalarak canını teslim etmiş. Cansız vücüdu dua eder pozisyonda bulunmuş.

Kuku Bima'ya gelince, kökleri İÖ 1280 yılı öncesine, Batı Java'da kurulmuş olan Pajajaran krallığının dövüş tekniklerine dayanıyormuş meğer. Bu Sunda krallaı çok güçlüymüş. Halk bir kral öldüğünde, ruhunun kaplana dönüşüp ormanlarda dolaştığına inanırmış. Sunda dilinde kaplana Pak Macan (büyük kaplan) yada pamacan deniyormuş. Kaplan pençesi de Kuku Macan imiş. Sunda halkı kendilerine has geleneksel kılıçlarına, işte bu kaplan efsanesi yüzünden Kuku Macan adını vermiş. Ancak Kuku Macan çok büyük ve ağır bir silahmış. Savaş alanlarında idaresi zor olduğundan boyutlarını küçültmüşler ve avuç içine saklanabilen, ölümcül, küçücük bir bıçak yapmışlar. Adına da Hint mitolojisinin cengaver kardeşlerinin sihirli pençesine ithafen Kuku Bima yada Kuku Hanuman yani Bima'nın yada Hanuman'ın pençesi demişler. Bir diğer adı da karambit.

Şimdi biraz da Bhima ve Hanuman'ı okumak gerek. Hanuman, Kecak Dansında anlatılan hikayedeki beyaz maymun çünkü. Bu kadar çok karşıma çıktığına göre Bhima ve Hanuman kardeşlerin anlatacağı birşey olmalı, dinlemek lazım.

Hayalet

Tunc'un Lembeh'te cektigi muren larvasi fotografi National Geopraphic derginin Aralik sayisinda! Hayvanin tam olarak nasil bir yaratik oldugunu merak edenler icin de videosu burada.

2010-12-01

Julia Roberts’in ardindan Bali


Okudugum ve duydugum kadariyla, Eat Pray Love filmi, kitabini okuyanlara yasattigi hayalkirikligina ragmen pek cok kisi tarafindan begenilerek izlendi. Bali'de cekilen sahneler ise filme renk katan, ic acici bir gorsel solendi. Filmin Bali'de gecen kisminin iki carpici karakterinden biri karizmatik, kocakari ilaci ustasi Wayan, digeri de falci Ketut Liyer idi. Ketut, yasini ve dislerinin sayisini bilmeyen, yuzunden kocaman gulumsemesi eksik olmayan, Bali'nin ne kitapta ne de filmde bahsedilen ruhani yasantisinin siradan bir parcasiydi aslinda.

Ancak artik o, kapisinda onu gormek icin insanlarin saatlerce bekledigi ve hatta ustune 50 dolar verdigi, hakkinda belgeseller cekilen bir unlu. Turistler, Kuta'nin atletik vucutlu sorfcu genclerle dolu sahillerinden, eskiden sadece sakinlik arayanlarin, pirinc tarlalarini merak edenlerin, yoga ve sanat meraklilarinin ilgi gosterigi Ubud bolgesine akin eder oldu. Ubud'a giden ise Ketut Liyer'i gormeden donmek istemez oldu. Isi ticarete dokup, hayatin son demlerinde piyangoyu vuran Ketut'un hayatinda ne degisti bilmiyorum, fazla birsey degistigini sanmiyorum acikcasi, ama Bali'nin kendine yeni bir ticaret kapisi actigi kesin. Bir de Ketut'u ticari bulup, gercek "medicine man" pesine dusenler var. Aradiklarini buluyorlar mi, yada ne buluyorlar bilmiyorum ama size ozel Bali Fal Tur'larimiz baslamistir, ilgilenenlere duyrulur! Ketut'un falindan memnun kalmayanlara bakilacak kahve fali fiyata dahildir.

Ekstra Turlar: Gercek medicine man turu, gece yarisi mezarlik torenleri, olu yakma torenleri

Fiyata Dahil Olmayanlar: Carpilma halinde cikacak ozel tapinak toreni, kurbanlik hayvan ve doktor masraflari

Firmamiz Ketut'un tutuklanmasi yahut vefat etmesi halinde tur programinda degisiklik yapma hakkina sahiptir.